Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
kaçıvermek fiil
Anlamı:

1. -den , -den , -den , -den , Çabucak kaçmak

Örnek:

1. Oynadığı kumlukta suçüstü yakalanan bir çocuk ürkekliğiyle kaçıvermiş, ortadan kayboluvermiştir.

1. Oynadığı kumlukta suçüstü yakalanan bir çocuk ürkekliğiyle kaçıvermiş, ortadan kayboluvermiştir.


Telaffuz : kaçı'vermek

kaçkın

İlgili Kelimeler:

dayak kaçkını, hapishane kaçkını, mezar kaçkını, orman kaçkını, tımarhane kaçkını

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse

Örnek:

1. Doktor kaçkını nice manyaklar içinde, narsist kompleksine müptela olanlar sandığınızdan çoktur.

1. Doktor kaçkını nice manyaklar içinde, narsist kompleksine müptela olanlar sandığınızdan çoktur.

2. İnsanlardan uzak duran, insan içine çıkmak istemeyen kimse


kaçkınımsı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kaçkını andırır, kaçkına benzer

Örnek:

1. Mektep kaçkınımsı hâlleri, aşırı neşeleri, Roksan'la aralarında lezbiyenlik gibi şeyler bile düşündürebilir.

1. Mektep kaçkınımsı hâlleri, aşırı neşeleri, Roksan'la aralarında lezbiyenlik gibi şeyler bile düşündürebilir.


kaçlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sayısı kaç, hangi sayıdan

Örnek:

1. Kaçlı iskambil?

1. Kaçlı iskambil?

2. Bir kimsenin hangi tarihte doğduğunu, okulu bitirdiğini veya asker olduğunu öğrenmek için kullanılan bir söz

Örnek:

1. Bu genç kaçlı?

1. Bu genç kaçlı?

2. Bu doktor kaçlı?

2. Bu doktor kaçlı?


kaçlık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bir nesnenin sayıca ne kadar olduğunu soran söz

Örnek:

1. Kaçlık paket istersiniz?

1. Kaçlık paket istersiniz?


kaçma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kaçmak işi, firar

Örnek:

1. Fabrikayı boşaltmaları için dışarıdan çağrı yapılırken kaçma arzusuyla yanıp tutuşanlar oldu.

1. Fabrikayı boşaltmaları için dışarıdan çağrı yapılırken kaçma arzusuyla yanıp tutuşanlar oldu.


kaçmak fiil

İlgili Kelimeler:

kaçgöç, kapkaç, kaykaç, merkezkaç, verkaç, vurkaç, karakaçan, kulağakaçan, kaptıkaçtı, papazkaçtı

Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Hızla koşup bir yere saklanmak

Örnek:

1. Bir tehlike sezdiğin anda hemen eve kaçarsın.

1. Bir tehlike sezdiğin anda hemen eve kaçarsın.

2. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek

Örnek:

1. Silahını hatta başındaki şapkasını bırakıp kaçıyor.

1. Silahını hatta başındaki şapkasını bırakıp kaçıyor.

3. -den , -den , -den , -den , Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak

Örnek:

1. Alacaklıdan kaçmak.

1. Alacaklıdan kaçmak.

4. -den , -den , -den , -den , Kaçınmak

Örnek:

1. Ben zahmetten kaçmam.

1. Ben zahmetten kaçmam.

5. -den , -den , -den , -den , Gaz, sıvı vb. şeyler sızmak

Örnek:

1. Kazandan islim kaçıyor.

1. Kazandan islim kaçıyor.

6. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , İpi kopmak

Örnek:

1. Çorabım kaçtı.

1. Çorabım kaçtı.

7. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Girmek

Örnek:

1. Kulağına su kaçmış.

1. Kulağına su kaçmış.

8. Bir yana doğru kaymak

Örnek:

1. Odanın halısı biraz sağa kaçmış.

1. Odanın halısı biraz sağa kaçmış.

9. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak

Örnek:

1. Belki sirayet eder diye korkacaklar ve kaçacaklar.

1. Belki sirayet eder diye korkacaklar ve kaçacaklar.

10. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Hızlı koşmak

Örnek:

1. Biletlerini memurun elinden kaptı, kaçar gibi gişeden uzaklaştı.

1. Biletlerini memurun elinden kaptı, kaçar gibi gişeden uzaklaştı.

11. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yok olmak

Örnek:

1. Rahatı kaçmak.

1. Rahatı kaçmak.

2. Neşesi kaçmak.

2. Neşesi kaçmak.

12. Benzemek, andırmak

Örnek:

1. Bu mavi yeşile kaçıyor.

1. Bu mavi yeşile kaçıyor.

13. Kaçgöçe uymak

Örnek:

1. Gelin bir evde kayınbabasından kaçar, güveyi, baldızının yüzünü tanımazdı.

1. Gelin bir evde kayınbabasından kaçar, güveyi, baldızının yüzünü tanımazdı.

14. -den , -den , -den , -den , Kız veya kadın yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılmak

15. -i , -i , -i , -i , Rengi ağarmak, uçmak

16. -den , -den , spor , spor , -den , -den , spor , spor , Yarışçı diğerlerinden hızla ayrılıp arayı açmak

17. spor , spor , spor , spor , Futbol ve basketbolda engelleyen adamdan kurtulmak veya pas alabilmek için boş alana koşmak


kaçmaklık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kaçma durumu

Örnek:

1. Evime kaçmaklığım lazım gelirken, Zekeriya sofrasının esrarengizliğini öğrenmek cazibesine kapıldım.

1. Evime kaçmaklığım lazım gelirken, Zekeriya sofrasının esrarengizliğini öğrenmek cazibesine kapıldım.


kaçmaktan kovalamaya vakit olmamak
Anlamı:

1. önemli işler yüzünden başka işlere yetişememek


kaçta
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Ne zaman?

Örnek:

1. Okulda cumartesi günleri dersler saat kaçta kesiliyor?

1. Okulda cumartesi günleri dersler saat kaçta kesiliyor?


kadar
Anlamı:

1. edat , edat , edat , edat , Ölçüsünde, derecesinde

Örnek:

1. Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir.

1. Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir.

2. Büyüklüğünde, genişliğinde

Örnek:

1. Bacak kadar çocuk.

1. Bacak kadar çocuk.

2. Avuç içi kadar yer.

2. Avuç içi kadar yer.

3. Dek

Örnek:

1. Saat ona kadar sokaklarda gezdi.

1. Saat ona kadar sokaklarda gezdi.

4. Gibi

Örnek:

1. İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur.

1. İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur.

5. Denli

Örnek:

1. Bu merdivenleri yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır.

1. Bu merdivenleri yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır.

6. Süre belirten bir söz

Örnek:

1. Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi.

1. Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi.

7. zarf , zarf , zarf , zarf , Miktarda, derecede

Örnek:

1. İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor.

1. İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor.

8. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz

Örnek:

1. Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu.

1. Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu.


Lisan : Arapça ḳadar

kadastro
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir ülkedeki her çeşit arazi ve mülk yerinin, alanının, sınırlarının ve değerlerinin devlet eliyle belirlenip plana bağlanması işi

Örnek:

1. Kadastro memuru.

1. Kadastro memuru.

2. Kadastro çalışmaları.

2. Kadastro çalışmaları.


Lisan : Fransızca cadastre

Telaffuz : kada'stro

kadastrolama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kadastrolamak işi


kadastrolamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Kadastrosunu yapmak


kadastrolanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kadastrolanmak işi


kadastrolanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kadastrosu yapılmak

Örnek:

1. Gayrimenkuller kadastrolandı.

1. Gayrimenkuller kadastrolandı.


kadastroya geçmek
Anlamı:

1. kadastrosu yapılmak


kadavra
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tıp öğretiminde, üzerinde çalışma yapılan ölü insan veya hayvan vücudu

Örnek:

1. Akşama doğru artan dayanılmaz kokuya rağmen kadavra üzerinde tam iki gün aralıksız çalıştı.

1. Akşama doğru artan dayanılmaz kokuya rağmen kadavra üzerinde tam iki gün aralıksız çalıştı.


Lisan : İtalyanca cadavere

Telaffuz : kada'vra

kadavralaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kadavralaşmak işi


kadavralaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kadavra durumuna gelmek


kadayıf

İlgili Kelimeler:

tel kadayıf, yassı kadayıf, denizkadayıfı, ekmek kadayıfı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Undan yapılan, tatlı olarak tüketilen türlü biçimlerde yiyecek

Örnek:

1. Ekmek kadayıfı.

1. Ekmek kadayıfı.

2. Tel kadayıf.

2. Tel kadayıf.


Lisan : Arapça ḳaṭāʾif

kadayıfçı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kadayıf yapan veya satan kimse


kadayıfçılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kadayıfçının yaptığı iş


kadeh

İlgili Kelimeler:

kadeh arkadaşı, göz kadehi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İçki içmeye yarayan ayaklı bardak

Örnek:

1. Hemen meyhaneciye kadeh getirmesini söyledi.

1. Hemen meyhaneciye kadeh getirmesini söyledi.

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu bardağın alabileceği miktarda olan


Lisan : Arapça ḳadeḥ

kadeh arkadaşı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Birlikte içki içilen kimse